National Geographic Channel “”Nick”in Araştırması (Ağaç Kanguruları)””

Avustralya’da yaşayan Malabi kangurularının anlatıldığı programda, bu canlılarla ilgili bir dizi evrimci iddia ortaya atıldı. Bunlar temelde aynı mantık bozukluğuna yani bir organın faydasını tanımlayıp üzerine evrim masalı anlatma tutarsızlığına dayanıyordu. National Geographic TV’nin bu kangurular hakkında ortaya koyduğu ve aşağıda verdiğimiz ifadelerde, bu tutarsızlık açıkça izlenebilmektedir:
“.. biraz daha yaklaştığında ayaklarının dahi Avusturalya topraklarında koşacak ya da zıplayacak şekilde evrim geçirdiğini göreceksiniz… İlk iki parmağının yok olduğunu ve temizlemek üzere kullanacağı bir alete dönüştüğünü göreceksiniz… Ağaç kangurusunun sindirim sistemi, böbrek ve karaciğeri zehirle başedebilecek şekilde uyum sağlamış.”

Görüldüğü gibi National Geographic TV, kangurunun zıplamasına bakıp sonra “zıplayacak şekilde evrimleştiğini göreceksiniz” ya da sindirim sistemine bakıp “zehirle başedebilecek şekilde uyum sağlamış” şeklinde masallar anlatmaktadır. Bu yorumlama yöntemi bilimsel değil, dogmatiktir. National Geographic bu yapıların neden evrim kanıtı olabileceği konusunda hiçbir açıklama yapmaksızın bunların evrimle ortaya çıktığını iddia etmektedir. Bu dogmatik yorumla anlatılacak masalların pratikte hiçbir sınırı yoktur. National Geographic benzer şekilde “kuşlar uçacak şekilde evrimleşmiştir” ya da “balıklar yüzecek şekilde evrimleşmiştir” masalı da anlatabilir, milyonlarca başka masal da…

Oysa evrimcilerin yapmaları gereken, yapıların faydalarını belirtmekle kalmayıp bunların ilk olarak nasıl ortaya çıkmış olabileceğine dair tutarlı, bilimsel açıklamalar ortaya koymaktır. Evrim teorisi, canlılardaki tüm özelliklerin doğal sebeplerle ortaya çıktığı ve geliştiği iddiasındadır. Oysa canlılığın temelinde komplekslik vardır ve evrim teorisi, iddia edilen basitten-komplekse gelişimin gerektirdiği genetik bilgi artışını sağlayacak bir mekanizmadan yoksundur. Genetikçilerin gözlemleri, evrimcilerin dayandığı mutasyonların etkili oldukları zaman genetik bilgiyi iptal ettiklerini ve canlılara yeni organ veya özellikler ekleyecek şekilde yeni genetik bilgi ekleyemediklerini göstermektedir.

National Geographic TV, bu durumu bildiği için “nasıl” sorusuna cevap vermek yerine körükörüne benimsediği Darwinizm’e uygun evrim masalları anlatmaktadır. Gerçekte ne kangurunun sıçraması için gerekli iskelet-kas anatomisinin ne de zehirlerle başedebilen sindirim sistemiyle böbrek ve karaciğerin evrimle ortaya çıkabileceğini gösteren tek bir kanıt yoktur.

National Geographic TV’nin anlattığı bir başka evrim masalı da kanguruların keseli bir ortak atadan geldiği masalıydı. National Geographic TV bu konuda şunları iddia ediyordu:

“Bütün kanguruların keseli biçime benzeyen ve yine keseli olan atalarından evrimleştiği düşünülüyor. Şu ağaçlardan aşağı inmişler. Avusturalya’nın düz alanları ile yeşilliklerindeki çukurları doldurmuşlar ve sıçrayıp hoplayarak geçen bir yaşama hızla ayak uydurmuşlar. Ağaç kangurusunun başına ise şöyle bir şey gelmiş. Evrim tekrar onun ağaçta yaşamaya uyum sağlayıp sağlamayacağını denemek istemiş.”

National Geographic TV’nin, “Bütün kanguruların keseli biçime benzeyen ve yine keseli atalardan evrimleştiği düşünülüyor” ifadesi kanguruların kökeninden çok, yaygınlaştırmaya çalıştığı Darwinist düşünce yapısını açıklamaktadır. Bu düşünce yapısı, canlılardaki ortak yapılara işaret edip bunların sözkonusu özelliklere sahip hayali bir atadan evrimleştiği dogmasına sarılmak şeklinde özetlenebilir. Bu mantık yürütmede, evrim en baştan doğru kabul edilerek, canlılardaki ortak yapılar tümdengelim yöntemiyle hayali ortak ataya bağlanır. Oysa kangurularla ilgili böyle bir yargıya varılması için gerekli olan şart, canlıların DNA’sına yeni genetik bilgiler ekleyerek komplekslikte artış meydana getirebilen mekanizmaların gösterilmesi ve iddia edilen kanguru evriminin fosil kayıtlarına dayanarak delillendirilmesidir.

Görüldüğü gibi National Geographic TV bu şartlarla ilgili en küçük bir açıklama getirmeksizin evrim dogmasına sarılmakta, böylelikle evrim teorisine verdiği desteğin bilimsel değil felsefi nedenlere dayandığını bir kez daha belgelemiş olmaktadır. National Geographic TV’nin evrimden “denemek isteyen” bir süreçmiş gibi sözetmesi de bu felsefenin işaretçisidir. Elbette bu ifade tamamen mantık dışıdır.

Canlılar belli bir amaca göre organize halde bulunan parçalardan meydana gelir ve en temel seviyede son derece karmaşık biyokimyasal reaksiyonlara dayanırlar. Tek hücreli canlılarda bile üstün tasarımlar bulunur. Biyologların bu yapıları “moleküler makinalar” ya da “bilgi bankası” gibi terimlerle nitelendirmesi canlılığın temelindeki bariz tasarımdan kaynaklanır. Ancak apaçık ortada olmasına rağmen materyalist önyargılar nedeniyle bu tasarımların bir tasarımcı tarafından var edildikleri değil de doğal süreçlerin “deneylerinin” ürünü olduğu kabul edilir. Oysa evrim teorisinin dayandığı doğal seleksiyon ve rastgele mutasyon mekanizmalarının hiçbir planlama gücü, amacı yoktur ve varsayılan evrim süreci tamamen kördür. Böyle bir sürecin “denemek isteyeceğini” iddia etmek, tamamen mantık dışı bir felsefenin insanlara masalsı bir anlatımla propagandasını yapmaktan başka bir anlam ifade etmemektedir.

National Geographic TV’ye Darwinist yanılgılarını terk etmesini tavsiye ediyor; canlılardaki kompleks yapılarla, bunların dayandığı bilginin kökeninin ancak bilinçli tasarım açıklanabileceğini hatırlatıyor, tüm canlıları Allah”ın yarattığı gerçeğini kabullenmelerini tavsiye ediyoruz.

Ayrıca bakınız

Canlı türlerindeki yeni keşifler Allah’ın Sonsuz İlminin Tecellisidir

Güneş Sistemi içinde bir yolculuğa çıktığınızı düşünün. Bu yolculukta karşınıza çıkan; dondurucu soğukluğa ya da …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir