Yeni Fosil, Böceklerin Evrimi Yalanını Çürüttü

2017 Temmuz ayında Journal of Systematic Palaeontology dergisinde, Almanya Jena’da bulunan Friedrich Schiller Üniversitesi adına, yeni keşfedilen bir böcek fosilini konu alan bir makale yayınlandı.

Keşfedilen fosili; evrimci Science Daily haber sitesi. “Yarım santim uzunluğunda 300 milyon yıllık Avusturalyalı bir böcek, halihazırda hem böcek bilimciler hem de paleontologlar arasında şaşkınlık uyandırıyor” sözleri ile tanıttı. 1

Permian dönemine ait olan bu böceğin, evrimci çevrelerde şaşkınlık uyandırması aslen böceğin günümüz böcekleri ile aynı özellikler taşımasından ve bu yönüyle de evrimcilerin “Hayatın ilkelden komplekse doğru gittiği” iddiasını çürütmesinden kaynaklanmaktadır.

 
300 milyon yıllık Ponomarenkia belmonthensis fosili
Fosilin ana hatları

300 milyon yıl önce yaşamış bu kınkanatlının fosili incelendiğinde, çok kompleks özelliklere sahip olduğu, böcek paleontolojisi alanında uzman kişilerin gözlemleriyle de doğrulanmıştır.

 
Morfolojik özelliklere dair detaylar  

A  Baş ve pronotum detayları  

B Mesoventrit  

C, D Abdominal apex

300 milyon yıllık fosilde, sıra sıra dizilmiş boncukları andıran bir anten, anten kanalları, sona doğru incelen, dar bir karın bölgesi gibi günümüz böcekleri ile birçok benzer özellikler görülüyor. Fosilin elitra olarak bilinen kabuk kısmı da, evrimcilerin sözde evrim senaryosuna göre Permian böceklerinde olması gerektiğini iddia ettikleri gibi yumuşak değil; tamamen sert bir yapıya sahip.

Kemancı böceğinin anatomisinin gösterildiği bu resim üzerinde, elitrayı görebilirsiniz.

Böceğin pürüzsüz bir yüzey görünümüne sahip olması ve hareket için gerekli göğüs kısmındaki parçalar da, yine Friedrich Schiller Üniversitesi‘den böcek paleontoloğu Dr. Evgeny V. Yan’a göre günümüzdeki  böceklerle aynı özellikleri gösteriyor.

 
Fosilin yakından incelenmesiyle oluşturulmuş 3 boyutlu canlandırma


Elitranın önemi ve işlevi

300 milyon yıllık bu böcek fosilinde, elitranın bulunması çok önemlidir. Çünkü evrimciler böceklerde ilk ortaya çıktıklarında sadece kanat olduğunu, zaman içerisinde uçuşta kullanılmayan ön kanatların sertleşerek elitrayı oluşturduğunu iddia ediyorlardı. Bu fosilin bulunmasından önce elitra, evrimciler tarafından “uçma işlevini kaybetmiş kanatlar” gibi gösterilmeye çalışılıyordu.

Ancak söz konusu fosil 300 milyon yaşındadır; dinozorlar döneminden 70 milyon yıl daha öncesine aittir. Dolayısıyla bütün bunlar canlının çoğu türün yok olduğu dönemlerde dahi hiçbir değişim yaşamadığını ve zorlu şartlara dayandığını göstermesi bakımından önemlidir.

Bunun yanı sıra, elitranın yapısındaki komplekslik, “hayatın basitten komplekse doğru” ilerlediğini savunan evrim teorisi destekçileri için başlı başına bir sorundur.

Elitra, böceğin kanatlarını kaplayan sert bir dış iskelettir. Böceği korumaya yardımcı olduğu gibi, başka fonksiyonları da bulunur. Bazı böcekler, kanatlarında nemi hapsederler ve elitra da bu nemi içeride tutmaya yarar. Bu şekilde, kanatlar ısıdan ve rüzgardan korunmuş olur. Bu durum bilhassa, böceklerin kurak çölleri susuzluk yaşamadan aşabilmeleri için çok hayatidir. Su altında yaşayan böcek türleri için de yine elitra çok önemlidir çünkü bu böcekler kanatlarının altında hava depolarlar. Elitra, bu havayı kanatlarının altında saklayarak, su altında rahat hareket etmelerini sağlar. Elitranın olmaması durumunda, böceklerin yukarıda tarif edilen koşullarda yaşamlarını sürdürebilmeleri mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla canlının var olduğu ilk andan itibaren kanatlarının üzerini saracak olan bu yapıyla birlikte dünyaya gelmesi şarttır.

Elitra, ayrıca malzeme mühendisliği yönünden de mükemmeldir. Böceklerde arka kanatlar, zar yapısından oluşur. Ancak elitra, büyük oranda protein yapısına sahiptir. Bu proteinler elitradaki sert kütikülü oluşturan malzemedir. Protein dizileri arasındaki kimyasal bağlar, kompleks çapraz bağlantılar sayesinde elitradaki kütikül iyice sertleşir.2

Evrimcilerin iddiasına göre, tarihin bir döneminde mutasyonlar sonucu bu proteinler tesadüfen ön kanatlarda kütikül inşa etmeye başlamış ve bu mutasyonlar, yumuşak olan ön kanatları sert kabuklara dönüştürmüş olmalıdır.

Ancak, bu varsayımların geçersiz olduğu keşfedilen fosil ile birlikte ortaya çıkmıştır.  Çünkü 300 milyon yıllık fosil üzerinde, günümüzdeki böceklerle birebir aynı özelliğe sahip elitra tespit edilmiştir. Kaldı ki sadece elitra değil böceğin tüm anatomik yapısı muhteşemdir ve üstelik günümüz böceklerinin aynısıdır.

Öncelikle, yıllarca şeffaf kanatlarla yaşayan bir böceğin, kanatlarını koruyacak kadar sert ancak uçuş için yük oluşturmayacak kadar hafif bir kanada ihtiyacı olduğunu fark etmesi; sonrasında varlığından habersiz olduğu kütikül isimli bir maddeyi uzun yıllar süren keşif ve inceleme sonrasında keşfetmesi ve bu maddenin özelliklerini inceleyip tam da aradığı yapı olduğuna karar vermesi gerekir. Bunu tespit ettikten sonra da, üretime başlamalıdır. Canlının kütikül üretimi için gerekli 2 ayrı proteine ihtiyaç duyduğunu tespit etmesi, yıllarca süren genetik mühendisliği çalışmasından sonra bu proteinleri genlerine aktarması ve sonrasında çok farklı kimyasal bağlantılar gerçekleştirerek kütikül üretmesi gerekir.

Minicik bir böceğin bu denli karmaşık ve kompleks işlemleri kendi başına keşfedip gerçekleştirmesi elbette imkansızdır.

Canlıların milyonlarca yıldır herhangi bir şekilde değişime uğramadıklarının kanıtı fosil bulgularıdır. Bugün yaşayan böcekler, milyonlarca yıl önce yaşamış olan atalarıyla aynı fiziksel yapılara sahiptir. Hiç bir şekilde değişmemiş, evrim geçirmemişlerdir.

Bu gerçek, Rutgers Üniversitesi, Ekoloji, Evrim ve Doğal Kaynaklar Fakültesinde evrimsel biyoloji alanında çalışan Doç. Dr. Jessica Ware ve Profesör Karl Kjer  tarafından sırasıyla şu sözlerle itiraf edilir.

“Tyrannosaurus rex’in dünyada gezindiğini düşündüğümüz dönemde, dünyada yusufçuklar, çekirgeler, cırcır böcekleri ve kelebekler olduğunu da söyleyebiliriz.”

” Eğer bir zaman makineniz olsa ve Jurassic dönemine gitseniz, böcekbilimciler olarak biz tüm böcekleri tanıyabiliriz. Bir çoğu bugün gördüğümüze çok benzer şekilde görünecektir.” 3

300 milyon yıllık böcek fosilinin bizlere gösterdiği net gerçek, canlıların kör tesadüfler ya da radyoaktif ortamların tetiklediği rastgele mutasyonlar sonucu oluşmadığı; canlıların her birinin var oldukları ilk andan itibaren yaşam şekillerine en uygun özelliklerle birlikte ortaya çıktıklarıdır. İşte, bu da ancak Allah’ın yaratmasıyla mümkün olur.

 

1 https://www.sciencedaily.com/releases/2017/07/170724105041.htm

2 http://frankfiedler.com/2015/03/why-beetles-have-hard-elytra/

3 https://www.livescience.com/48663-insect-family-tree-evolution.html

 

Ayrıca bakınız

450 milyon yıllık Trilobit Fosili “Yaratıldım” diyor

Paleontoloji bilimi, her geçen gün toprağın altından yeni bir fosil çıkarmakta ve keşfedilen her yeni …