İngilizce


Günlük Gazetelerdeki Evrim Propagandasına

Bilim Dergilerindeki Evrim Propagandasına

Evrimci Televizyon Yayınlarına

İnternet Sitelerindeki Evrim Propagandasına

Genel Darwinist İddialara

Diğer Dergilerdeki Evrim Propagandasına



Hürriyet Gazetesi'ne

Radikal Gazetesi'ne

Vatan Gazetesi'ne

Bilim ve Ütopya'ya

Bilim ve Teknik'e

Cumhuriyet Bilim Teknik'e

Discovery Channel'a

National Geographic Channel'a



Evrim Teorisini Çökerten Kitaplar

Evrim Açmazını Gösteren Belgeseller

Evrimin Geçersizliğini Anlatan Siteler

Yaratılış Gerçeği Hakkında Kitaplar

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Belgeseller

Yaratılış Gerçeğini Anlatan Sunumlar


CNN T�rk Yan�lg�lar�
BBC Yan�lg�lar�
"Tesadüf dışında hiçbir şey bilimsel değildir" mantığı bir mantık aczidir. Mantık açmazıdır. Uzayda yeni yeni değişik medeniyetlerle karşılaşılsa hepsinde Darwinizm ve tesadüf mantığı mı kullanılacak? "Tesadüf her yerde medeniyetler kurmuştur" mu denilecek? Bu perişan mantığın bilimsellik olarak sunulması bu yüzyılın utancı ve yüz karasıdır.


32 / 2002-02-03

3 Şubat 2002 tarihli Hürriyet gazetesinin "Hürriyet Bilim" adlı ekinde, "Erkek kuşlar neden daha renkli?" başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazıda, tavuskuşlarında ve diğer bazı kuş türlerinde, erkeklerin çok daha renkli ve gösterişli tüylere sahip oldukları belirtiliyor ve "Bilim adamlarının bu konudaki araştırmaları sonucunda vardıkları sonuçların Darwin’in 1871’deki teziyle örtüştüğü" ileri sürülüyordu. Oysa gerçekte ortada Darwin’in teziyle örtüşen bir bilimsel bulgu yoktur.

Hürriyet’in sözünü ettiği konu, canlıların özelliklerinin evrimci bir önyargı ile yorumlanmasından ve bu yoruma dayalı senaryolar üretilmesinden başka bir şey değildir.

Söz konusu haberin konusu, Darwin’in 1871’de yayınlanan The Descent Of Man, And Selection In Relation To Sex (İnsanın Türeyişi ve Seksüel Seçme) adlı kitabında ortaya atılan tezdir. Darwin bu kitapta insanın kökenine dair bugün evrimcilerin bile dile getirmekten utandıkları ırkçı görüşler öne sürerken, bir yandan da canlılardaki bazı yapıların "seksüel seçme"nin eseri olduğunu iddia etmiştir. Seksüel seçme, bir hayvan topluluğundaki daha güçlü ve gösterişli bireylerin, karşı cins tarafından daha cazip bulunması ve bu yolla

daha fazla üremeleri anlamına gelir. Örneğin bu mantığa göre, kimi erkek kuşların gösterişli renk ve desenleri, dişilerin daha gösterişli erkekleri tercih etmelerinin sonucunda doğal seleksiyon yoluyla aşama aşama kazanılmış bir özelliktir.

Hürriyet’in haberinin kaynağı, Nature dergisi tarafından yayınlanan "Science Update" bültenidir. Ancak Hürriyet, Türk basınındaki evrimci haberlerin çoğunda olduğu gibi, haberin orijinalinin sadece bir kısmını aktarmış, evrim teorisi açısından pürüzlü gözüken kısmını ise atlamıştır. Oysa gerçekte "Sex drives birds apart" başlıklı haberde, söz konusu "kuşlar seksüel seçmeyle renklendi" iddiasına karşı çıkan bir bilim adamının da görüşleri aktarılmıştır:

"Bu çalışma tarafından ele alınmamış olan, ancak seksüel farklılıkları açıklayabilecek başka muhtemel sebepler de var" diyor Trevor Price. Price, San Diego’daki California Üniversitesi’nde kuş türlerinin farklılıkları üzerinde çalışıyor. Örneğin, karada yaşayan ve kavgacı bazı türler büyük seksüel farklılıklar gösteriyorlar, çünkü belki de daha büyük ve daha parlak erkekler, saldırganları daha çok caydırıyorlar ve daha fazla dövüş kazanıp daha fazla çiftleşebiliyorlar. Yine de, Price’a göre, bu popülasyonlar kendi içlerinde farklılıkları koruyorlar, çünkü bazen daha güçlü erkekler kavga etmekle meşgulken, daha gösteriţsiz erkekler çiftleşme için imkan bulabiliyorlar." ("Sex Drives Birds Apart: Promiscuity Makes Females Dull And Males Flashy", Nature Science Update, 13 March 2001,http://www.nature.com/nsu/010315/010315-5.html)

Görüldüğü gibi, bir başka evrimci bakış açısı, kuşların renkli tüylerine tamamen farklı bir "açıklama" getirmektedir. Ancak dikkat edilirse bu farklı açıklamaların hiçbiri, bilimsel delillere dayanarak geliştirilmiş birer tez değildir. Kuşların tüylerinin evrim mekanizmaları ile şekillendiğinin iddia edilebilmesi için, bu tüylerdeki şekil değişikliklerine yol açacak ancak bu arada canlıya başka bir zarar vermeyecek mutasyonların tanımlanması gerekir. Oysa bu yönde hiçbir bulgu yoktur; böyle bir mutasyonun mümkün olduğunu gösteren bir kanıt bulunmamaktadır. Dahası, bu gibi mutasyonların doğadaki frekansının hesaplanması, bunun popülasyon genetiği verilerine göre değerlendirilmesi ve bu yolla gerçekten böyle bir "evrim süreci"nin mümkün olup olmadığının hesaplanması gerekmektedir. (Buna benzer bir hesaplama İsrailli biyofizikçi Lee Spetner tarafından yapılmış ve Spetner, popülasyon genetiği verilerine göre tek bir türün bir başka türe evrimleşmesinin pratikte imkansız olduğu sonucuna varmıştır. bkz. Lee Spetner, Not By Chance, 1997, The Judaica Press, New York)

Evrimciler ise bu gibi gerçekçi hesaplamalarla değil, hayal ürünü senaryolarla konuya yaklaşmaktadırlar. Evrimin varlığını körü körüne kabul ettikleri için, bundan sonra önlerinde sadece "hangi senaryo" sorusu kalmakta, onlar da bu soruya hayal güçlerinin yardımıyla cevaplar aramaktadırlar. Bu nedenledir ki, canlıların kökeni konusunda birbirinden farklı pek çok evrimci senaryoya rastlamak mümkündür. Kuşların tüyleri mi renkli; o zaman Darwinizm bunu "renklilik doğal seleksiyonla seçildiği için böyle oldu" diye yorumlar. Bazı kuşların renkleri daha mı soluk; o zaman Darwinizm buna "renkleri soluk, çünkü doğal seleksiyon soluk olanları avantajlı kıldı" diye cevap verir. Her durum için doğal seleksiyon merkezli bir senaryo üretmek mümkündür. Ancak senaryolar sadece hayal gücüne dayanmaktadır.

Bu nedenle evrim teorisi, bilimsel bir gerçeklik değildir; Marksizm veya Freudizm gibi dogmatik bir yorum şeklidir. Bu gerçek, 20. yüzyılın en büyük bilim felsefecisi olarak kabul edilen Karl Popper tarafından önemle vurgulanmıştır. Popper, her üçü de 19. yüzyıl materyalizminin ürünü olan Darwinizm"in, Marksizm"in ve Freudizm"in, aynen astroloji gibi bilim dışında kalan bir öğreti olduğunu anlatır. Astroloji, yani yıldız falı, insanların davranışları ile yıldızların hareketleri arasında bir "ilişki" olduğunu varsayar ve sonra da yaşanan her olayı bu varsayıma göre kendince açıklar. Örneğin Salı günü hasta mı oldunuz? Astrolojiye inanan bir kişi, bunu "Jüpiter"in dünya üzerindeki etkisi"ne bağlayabilir. Ertesi gün iyileşirseniz, bu kez de Jüpiter"in etkisinin değiştiğini öne sürer. Her durum için, kendince bir "açıklama" getirir. Ama aslında bizzat bu "açıklamalar", astrolojinin bilimsel bir teori değil, tamamen dogmatik bir inanç olduğunu göstermektedir. Çünkü her durum için bir senaryo üretmek mümkündür, ama bu senaryoların doğruluğunu ve yanlışlığını test etme imkanı yoktur.

Evrimcilerin, insanın ve diğer canlıların kökenine dair ileri sürdükleri senaryolar da tamamen bu şekildedir. Kuşların kökeni hakkında Hürriyet gazetesinin dile getirdiği senaryo da buna dahildir .

Kendisini Darwinist bir önyargı ile şartlandırmayan, konuya akıl ve mantık yoluyla yaklaşan herkes ise, canlılardaki olağanüstü tasarımları bilinçsiz doğa mekanizmalarının ürünü olarak görmenin ne kadar saçma bir inanış olduğunu fark edecektir. Darwin dahi "... bir tavuskuşunun tüylerini görmek, beni neredeyse hasta ediyor." (Norman Macbeth, Darwin Retried: An Appeal to Reason, Boston: Gambit, 1971, s. 101.)" itirafında bulunmuştur. Bugün bilim, canlılıktaki tasarımın Darwin’in zamanında bilinenden çok daha kompleks olduğunu gösterdiğine göre, günümüz evrimcilerinin teoriye körü körüne bağlı kalmayı bırakıp "yaratılış gerçeği"ni görmeleri gerekmektedir.



İnsanın Evrimi Yalanı

Darwinist Propaganda, Darwinist Demagoji

Ara Geçiş Aldatmacası

Canlılığın Kökeni

Evrimin Moleküler Açmazı

Ateizm, Materyalizm, Evrim Felsefesi Yalanları

Hayvanların Evrimi Aldatmacası

Bitkilerin Evrimi Aldatmacası

Yaşama Dair Darwinist Masallar

Darwinizm Yanılgıları Üzerine Yazılar

Darwinist Propagandanın Çürük Temelleri

Deccal Nasıl Öldü?




YENİ KİTAP






YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!

Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>


AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ

Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117)

Ana Sayfa | Kitaplar | Filmler | Makaleler | Ses Kasetleri | Bize Ulaşın | Üye Ol

2007 NETcevap.org
Bu sitede yayınlanan tüm materyali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.