Scientific American”da Hayali Evrim Senaryolarına Bir Destek Daha

 Scientific American dergisinin Kasım 2003 sayısında “Stranger in a New Land – Yeni Bir Diyarda Bir Yabancı” başlıklı bir makale yayınlandı. Kate Wong tarafından hazırlanan yazıda, Gürcistan sınırları içindeki Dmanisi bölgesindeki kazılarda ele geçirilen ve insanın evrimi senaryolarıyla ilişkilendirilen fosiller bir dosya halinde konu ediliyordu.

 

 Dmanisi bulguları evrimci masallara büyük bir darbe vurmuştu. 1991 yılında bir alt çene, 1999�da iki kafatası; 2002�de ise bir üçüncü kafatası elde eden evrimciler elde ettikleri bulguları ne yapacaklarını bilememişlerdi. Küçük kafatası hacmine sahip olan ve evrimci bir bakış açısından bu bölgede bulunmak için fazla eski olan bu fosillerin mevcut evrim senaryolarına oturtulması hiçbir şekilde mümkün olmamıştı. Bu bulgular, evrimcilerce daha önceden birbirlerinin atası olduğu kabul edilen Homo habilis, Homo ergaster ve Homo erectus gibi türlerin aynı dönemde yaşadığını gösteriyordu. Çeşitli yayınlarda bunların insanın kökeniyle ilgili teorileri altüst ettiği1 ; şimdiye kadar kabul edilmiş düşüncelere karşı çıktığı2 yorumları yankılanmıştı.

Wong bu bulgularla ilgili tartışmalara yer veriyor, çeşitli paleoantropologların aynı fosillere dayanarak oluşturdukları çelişkili senaryolara değiniyordu. Gürcistan Bilimler Akademisi�nden, kazı ekibinin başkanı David Lordkipanidze bunun erectus ile habilis arasında bir geçiş formu olduğunu iddia etmekle birlikte habilis�in Homo�ya ait olmayabileceğini kabul ettiğini belirtiyordu. Bernard Wood ise habilis�in beden ve kafatası hacmi, hareket tarzı ve diş özellikleriyle; bugüne kadar oluşturulan görüşün aksine Australopith�lere (Australopithecus genusu üyelerine) daha çok benzediğini iddia ediyordu. Yapılan tüm spekülasyonlar bir noktada sıkışıp kalıyor, bu durumun çözülmesi için yeni bulgular gerektiği vaadine başvuruluyordu. Paleoantropolojide artık klişe haline gelmiş olan söz tekrarlanıyor ve bu keşiflerin cevaptan çok soru ortaya çıkardığı belirtiliyordu.

Binghamton Üniversitesi�nden G. Philip Rightmire mevcut senaryoların yıkılmış olmasını bir araştırmacı olarak bir ölçüde hoş karşılamakla birlikte, sekiz on yıl öncesine kadar sağlam görünen fikirlerin bazılarının artık tutunulacak yanının kalmamış olmasının sinir bozucu olduğunu ifade ediyordu.

Görüldüğü gibi evrimci yayınlarda insanın evrimiyle ilgili alışılmış belirsizlikler, çelişkiler ve vaadler sürüp gitmektedir. Evrimciler her ne kadar yeni fosiller arayarak evrim teorisini gelecekte bir gün belgelendirecekleri izlenimini oluşturmak için uğraşsalar da artık bu çabalarının bilimle hiçbir alakası olmadığını giderek daha fazla sayıda insan görüp kavramaktadır.

Şüphesiz Darwin�den bu yana geçmiş 150 yıla yakın dönemde bunun sebebi yetersiz sayıda kazı değildir. Gerçek şudur ki fosil araştırmaları insanın evrimle ortaya çıktığına kanıt olabilecek hiçbir bulgu ortaya çıkarmamıştır. Ünlü bir anatomist ve evrimci olan Lord Solly Zuckerman bu durumu üstü kapalı bir biçimde şu sözlerle kabul etmiştir:

“Eğer insan maymunumsu bir canlıdan evrimleşmişse, fosil kaydında bu evrimin hiçbir izini bırakmamıştır.” 3

Peki ama fosil tabakalarında insanın hiçbir evrimsel kaydının bulunamamış ve insanın evrimi senaryoları 150 yıllık araştırma sonrasında bile hala belirsizlik, çelişki ve tartışma içinde ise bu durumun açıklaması ne olabilir?

Elbette bunun açıklaması bilimin sınırları içinde değildir. Hiçbir kanıtı olmayan bir teoriye böylesine bir bağlılık gösterilmesinin temelinde, bu teoriye felsefi bağlarla bağlanan ve teoriyi reddetmenin materyalist dünya görüşleriyle taban tabana zıt olduğunu bilen insanların dogmatik inançları yatmaktadır. Gerek yıllarını hayali kayıp halkaları bulmaya adayanlar, gerekse tüm çarpıklıklarına karşın bu çalışmalara sayfalarında destek verenlerin tek bir amacı vardır: Hiçbir kanıtı olmasa da, yaşama dair materyalist bir açıklamayı ayakta tutabilmek.

 Bu yazıyla materyalist dogmanın katı bir savunucusu olduğunu bir kez daha ortaya koymuş olan Scientific American yetkililerine bu dogmatik inançlarından vazgeçmelerini tavsiye ediyoruz. Eğer bu insanlar yaşamın bilinçli tasarım olduğunu gösteren kanıtlara gözlerini biraz aralayacak olurlarsa hem evrim teorisinin hem de materyalist dünya görüşünün yanlışlığını kolayca kavrayabileceklerdir.

İlgili yazı:

Evrimcilerin Senaryolarına Uymayan Bir Fosil Daha Bulundu

1. “Fossil Discovery Upsets Theories On Human Origins”, Associated Press, http://www.msnbc.com/news/776334.asp?cp1=1
2. Michael Balter and Ann Gibbons, “Another Emissary From the Dawn of Humanity”, Science, Volume 293, Number 5528, Issue of 13 Jul 2001, pp. 187-189.
3. Lord Solly Zuckerman “Beyond the Ivory Tower” Taplinger Publishing Company, 1970, p64

Ayrıca bakınız

Video – Yuval Noah Hararı’nin SAPIENS Adlı Kitabındaki Bazı İddialara Cevap 4 – “Geçmişte insanın pek az şey ürettiği” iddiası

Harari ve diğer evrimcilerin bir iddiası da “geçmiş nesillerin çok az şey ürettiği” yönündedir. Bunu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.